GÖZLERİNE BAKARAK ÖLMEK ÇOK GÜZEL BİŞEY www.ardahaninsesi.net
   
  www.yalinses.tr.gg
  Memleketim
 


                   ARDAHAN VE KÖYLERİ HAKKINDA KARDEŞ SİTELERDEN VE ARKADAŞLARDAN ETTİĞİMİZ BİGİLERDEN FAYDANLANARAK SİZLERİN HİZMETİNE SUNMAKTAYIM ( SİTE YÖNETİMİ)


          TARİHÇE :
Damal ve yöresi halkı Orta Asya'dan kuraklık nedeniyle göç ederek, Hazar denizinin güneyinden geçip İran'ın Horasan şehrine yerleşmişlerdir. Orada çıkan kargaşalıklar yönünden Anadolu'ya göç edip Çukurova yöresine ve Maraş dolaylarına yerleşmişlerdir.

Daha sonra Osmanlı Devleti ile bazı sürtüşmelere düşmesi yüzünden Devletin ulaşamayacağı tenha ve ıssız yerlere kuzeye doğru göçerek Damal ve yöresine gelmişlerdir. Bu yöre ormanlık ve sakin olduğundan yerleşime uygun bulunmuştur. Bazıları burada yerleşmişler, bazıları göçe devam edip gitmişlerdir. Tekrar Orta Asya'ya gittikleri tahmin edilmektedir. Bu yerleşim takriben 1600 yıllarında olmuştur.

Damal Konuksever Mahallesinde tarihi bir Ermeni kilisesi yıkıntısı mevcut olup, zamanında burada Ermenilerin yaşadığı da bu kiliseden anlaşılmakladır. Kars vilayetine bağlı Çıldır, Ardahan, Posof Sancaklarına bağlı olan ve tarihte Yukarı Kur adıyla anılan bu çevre 1064 tarihinde Alparslan tarafından Selçuklu bölgesine katılmıştır. 1828 tarihinde Rusların eline geçen yöre 44 yıl Rus işgali ve zulmü görmüşlerdir. Doğuda Rus ordusuna karşı çarpışan Kazım Karabekir paşa Komutasındaki Türk ordusunun Rus ve Ermeni ordusunu yenilgiye uğratması neticesinde 1 Mart 1920 tarihinde Türk hakimyeti ve istiklaline kavuşmuştur.
1-   Cumhuriyet döneminde nahiye merkezi olarak Posof ilçesine bağlanmıştır.
2-  1956 yılında Ardahan ilcesine bağlanmıştır. İki yıl sonra 1958 yılında Hanak Nahiyesinin ilçe olması nedeniyle Hanak ilçesine bağlanmıştır.
3-  1972 yılında belediye kurulmuştur O tarihten 03.06.1992 tarihine kadar da kasaba olarak kalmıştır. 03. 06. 1992 tarih ve 21247 mükerrer sayılı Resmi gazete ile ilçe olması kararlaştırılmıştır.
4-  10.08.1992 tarihinde Ardahan ilinin açılışı ile aynı gün ilk olarak Damal kaymakamlığına atanan Kaymakam Mustafa DÖNMEZ ilçe kaymakamı olarak göreve başlamıştır

COĞRAFİ DURUM :

Damal ilçesi, Kars ili Posof ilçesi Karayolu üzerinde üç muhalle halinde kurulmuştur. Konuksever Mahallesi - Çaybaşı Mahallesi ve Serhat mahallesi. Damalın eski bir adının Gınya olduğu söylenmektedir. İklim ve geçim şartlarının sorlaması nedeniyle büyük şehirlere büyük bir göç vardır. Bu nedenle yeni yapılaşma yok denecek kadar azdır. İlçe Batı ve Güneyde hanak ilçe sınırı, doğuda Çıldır İlçe sınırı ve Gürcistan sınırı, kuzeyde ise Posof ilçe sınırı ile çevrilidir. Yılın yedi ayı karlarla kaplı kuzey batısında kar ve dumanı ile ünlü Ilgar dağı olan tipik bir Doğu Anadolu ilçesidir.

İlçenin yüzölçümü tahmini olarak 1600 kilometre karedir. İlçenin suyu Ilgar dağından alınmaz Pat Pat adı verilen yerden temin edilmekledir Yeni getirilen diğer bir suda Harunun yatakları denn yerden temin edilmektedir. Şu anda kullanılmaktadır. Yörede karasal iklim hüküm sürmektedir. Yağış ülke ortalamasının altındadır. Kışın -30-40 dereceye düşen soğuk yöreyi olumsuz yönde etkilemektedir. İlçe nüfusu bağlı köylerle birlikte 16. OOO'dir.

EKONOMİK DURUMU:

İlçe halkının geçim kaynağı küçük tarıma bağlı olarak hayvancılıktır. Tahıl üretimi yok denecek kadar azdır. Tarım ilkel usullerle yapılmaktadır San zamanlar da traktörle sürüm yapılmakladır. Halen kağnı arabası koşulmaktadır. Hayvan ırkı yerli ırkı olup verimsizdir. Son zamanlarda eğitimcilerin çabasıyla, Montofon melez ırka dönüşme eğilimi vardır. Yakacak olarak tezek yakılmaktadır. Hemen hemen her köyde koyunculuk yapılmakta iken son zamanlarda beslenmemektedir. Süt ve süt mamülleri halkın ihtiyacını dahi karşılayamamaktadır. Kışın at kızağı (Zanka) koşulmaktadır. Son zamanlarda ilçe ve köylerinde traktör ve minibüs sayısı artmaktadır. İlçede bir marangoz üç tane de demirci atölyesi vardır.

KÜLTÜR DURUMU :

İce ve çevresinde okuma yazma oranı % ile %96 arasındadır. İlçede 11 derslikli bir ilköğretim Okulu ile şimdi Hükümet Konağı olarak kullanılan 5 derslikli bir lise mevcuttur. Damal'ın 12 köyü olup her köyde bir ilkokul vardır. Uça halkı gelenek ve göreneklerine Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olup, yenilikçi, misafir perver ve yardım sever insanlardır. Son zamanlarda ailelerin okuma ve okula karşı hevesleri ve şevkleri artmaktadır. Nişan, düğün ve sünnet büyük önem taşımaktadır. Düğün genelde bir hafta sürer. Harman sonu ve kışın yapılmaktadır.

Yöre halkı genelinde Alevi Türkmen Türk olduğundan "bir ibadet sekli olan Cem tutulmaktadır. " Cemler'lerde haksızdan haksızlığı sorulup, haklının hakkının verilmesidir. Amaç halkın iyiye, güzele ve doğruya yöneltilmesinin sağlanmasıdır.

SPOR VE EĞLENCE DURUMU

İlçe halkı uzun kış gecelerinde ve boş zamanlarında akranlarının evinde ve Kıraathanelerde geçirmektedir. Evlerde baş eğlence tv izlemek ve teyp dinlemektir. Eskiden ise saz çalar türkü söylerlerdi. Gençler spora meraklı olup zaman zaman aralrında maçlar yapılmaktadır.

DAMAL'DA DOĞA HARİKASI

Haziran 15 ile Temmuz 15 tarihleri arasında saat 18.10'dan itibaren 4-5 dakika boyunca Damal Y.Gündeş köyü karşısındaki Karadağ yamacında Atatürk silüeti güneş batımından önce meydana geliyor.
Atatürk profilden görüntüsü görenleri hayrete düsürmektedir. Damal halkı da bu harikanın kendi yörelerinde bulunmasından aşırı bir onur duymakladır.
Yurdun çeşitli yörelerinden bu harikayı görmeye gelenler vardır. Bu durumun tüm dünyaya duyurulması en büyük arzumuzdur. Gelip görsünler ve Atatürk'ün yüceliğine bir kez daha inansınlar

 

Buradaki tüm bilgiler www.ardahaninsesi.net adresinden alınmıştır

Ardahan'ın Damal ilçesinde, Gülfidan Atmaca'nın 13 yaşındayken oynamak için yaptığı ‘Damal bebekleri’ patent savaşına neden oldu. Kaymakamlık, bebeklerin patent hakkını alınca artık 57 yaşında olan Atmaca, ‘‘Bebekleri dünyaya ben tanıttım, patenti devlet kaptı’’ dedi.

ARDAHAN'ın Damal İlçesinde, Barbie bebeklerine rakip olarak gösterilen, ilçenin adı verilen bebeklerde patent savaşı yaşanıyor.

Damal bebeklerini 13 yaşından beri yapıp sattığını belirten 57 yaşındaki Gülfidan Atmaca, ‘‘Damal bebeklerini dünyaya ben tanıttım, patenti devlet baba kaptı’’ derken, Kaymakam Nurullah Aktaş, ‘‘Patenti, Köylere Hizmet Birliği adına aldık ve tüm Damal halkına malettik. Bir kişi değil, emek veren herkes bebek yapıp satabiliyor’’ dedi.

Ardahan'ın 1992 yılında il olmasının ardından ilçe olan Damal, 15 Haziran- 15 Temmuz tarihleri arasında Karadağ sırtlarına akseden ulu önder Atatürk'ün silueti sayesinde ün kazandı. Akşam üzerleri meydana gelen olağanüstü doğa harikası olarak nitelendirilen Atatürk siluetinin çıktığı dönemlerde her yıl bir dizi etkinlikler ve şenlikler düzenleniyor.

13 YAŞINDA YAPTI

Damal'ın Dünyaca tanınmasını sağlayan ikinci mucize ise Damal bebekleri sayesinde oldu. Damal'ın Seyitveren Köyünden Gülfidan Atmaca'nın 13 yaşındayken oynamak için yaptığı ve konuklarına hediye ettiği Damal Bebekleri, Japonya'da yapılan bir yarışmada el emeği kategorisinde dünya birincisi seçildi. Bebeklerde yaşatılan Orta Asya Türklerinin giysi kültürü ile ün kazanan Damal'da, özellikle kadın ve genç kızların geçim kaynağı oldu. Damal Kaymakamlığı, bunun üzerine Gülfidan Atmaca'yı usta öğretici olarak aldı ve Halk Eğitim'de açılan kurslarda yöresel foklorik bebeklerin yapımı, genç kuşaklara aktarıldı.

DÜNYAYA TANITTIM

Damal bebeklerinin mucidi olan Gülfidan Atmaca, ‘‘Damal bebeklerini herkes yapıyordu ama ben onları dünyaya tanıttım. Benim hakkım olan patenti, devlet baba kaptı. Param olsaydı patenti ben alırdım, ama o kadar yoktu. İsterdim ki kaymakamlık patenti benim adıma alsın. Şimdi bana bu bebekleri yapmam için birçok yerden teklifler geliyor. Ancak, değerlendiremiyorum. Bebek yapmak yüzünden gözlerime perde indi’’ diye konuştu.

Kaymakam: Patent için 5 milyar harcadık

DAMAL Kaymakamı olarak iki ay önce göreve başlayan Nurullah Aktaş, Damal bebekleriyle ilgili patenti 16 Nisan 2002'de aldıklarını bildirdi. Patent için o dönemde yaklaşık 5 milyar lira masraf yapıldığını hatırlatan Kaymakam Aktaş, şunları söyledi:

‘‘Patent ile ilgili çalışmalar, 1994- 1996 yılları arasında kaymakam olan şimdi Kırşehir'in Mucur'da görevli İrfan Kenanoğlu başlatmış. Patent, 16 Nisan 2002'de Köylere Hizmet Götürme Birliği adına alındı. Birliğin meclisini, seçilmiş köy ve mahalle muhtarları oluşturuyor. Patent alınırken, Damal bebeklerinin üretim yerinin Damal ve köyleri olduğu gösterildi. Kaymakamlıktan izin almaya gerek kalmadan vatandaşlar, evlerinde bebek üretip, satabiliyorlar. Böyle bir oluşumda kaymakamlık, reklam ve pazarlama konularıyla ilgileniyor. Kimsenin hak iddia edeceği bir yön yok. Biz, bir kişiye değil, tüm Damal halkına mal ettik. Ticaret hukukuna göre de yapılan doğru. Herhangi bir itirazi olan gerekli yerlere başvurabilir. Şimdilik yılda bin dolayında bebek satışı yapılıyor. İnternetteki sitemizde belirtilen banka şubesıne para yatırılırsa, biz buradan paketleyip adrese ulaştırıyoruz. Damal bebekleri, Türkiye'nin tanıtımında kullanılması gereken bir obje. Gülfidan Atmaca, gerekli ilgi ve saygıyı görüyor. Halk Eğitim'de usta öğretici olanağı tanınmış. Damal'a hizmet etmesinin önü açılmış. Kaymakamlık olarak biz Damal bebeklerinin tanıtımı ve pazarlanması konusunda çalışmalar yapıyoruz.’’

Muhtarlar: Bir kişinin sahiplenmesi yanlış

PATENT konusunda Damal'ın Oburca Köyü Muhtarı Salman Çelik, ‘‘Bebekleri herkes kendi evinde yapar ve gurbette olanlara hediye olarak yollardı. Oğuz Türkleri olarak bizim giysilerimiz hep üçeteklidir. Birlik adına patent alınınca Damal bebekleri hepimizin malı oldu’’ derken; Üçdere Köyü Muhtarı Elbeyi Karadeve ise, ‘‘Türkiye Cumhuriye kurulduğundan beri kadınlarımız, bu giysileri kullanır ve bebeklerine de giydirirlerdi. Sonra Kaymakamlığın eliyle vatandaşa izin verildi. Böylece Dünyayaya açıldı. Damal'da herkes, Gülfidan Atmaca. Bir kişinin tek başına sahiplenmesi, yanlış olurdu’’ diye konuştu.   

Burdaki tüm bilgiler www.ardahaninsesi.net  adresinden alınmıştır





İlin ekonomisi tarım, hayvancılık, sanayi ve sınır kapısı ticaretine dayalıdır. Yetiştirilen başlıca ürünler, buğday, arpa, çavdar ve patates yetiştirilir. Hayvancılıkta sığır ağırlıklı olup, yaylalarda kurulan ve Zavot adı verilen mandıralarda yoğurt, tereyağı, peynir üretilmektedir. İlde Arıcılık Enstitüsü, Yapay Tohumlama Merkezi ve Zirai Araştırmalar İstasyonu vardır. Kura Nehrinde sınırlı olarak balıkçılık yapılmaktadır.

Ardahan Kalesinde yapılan kazılar sonucunda yörede İlk Tunç Çağında (MÖ.3500-2000) bir yerleşim olduğu ortaya çıkmıştır. M.Ö.2000 yıllarında Huriler ve Mitanni`ler Çoruh havzasına egemen olmuşlar ve bu durum Ardahan yöresine kadar uzanmıştır. Ardahan (Ardanuç) ve çevresinin ilk defa Urartular döneminde ismi geçtiği tabletlerden anlaşılmaktadır. Tuşpa (Van) Kalesi’ndeki büyük taşlara yazılan Urartu çivi yazılı tabletlerinden; Urartu Kralı II. Şarduri M.Ö. 753`te Çoruh boyundaki Kulkhi krallığını yenerek egemenliği altına aldığı öğrenilmektedir. II. Sardur’un oğlu Kral I. Rusa (753-713) zamanında, Kafkaslar ve Karadeniz’in kuzeyinden İskitler bu bölgeye gelmişlerdir. MÖ.560’ta Kimmer ve İskit saldırılarına uğrayan Urartuların egemenliğine Medler son vermiştir. MÖ.VI.yüzyıldan sonra Yunan tarihçileri bölgede “Armenioi” “Ermeni” toplumunun ve prenslerin varlığından söz etmektedirler. Medlere bağlı olan bu prensler Pers yönetimi altında Satraplık (Eyalet Valisi) görevini yerine getirmişlerdir.
[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]
MÖ.VI.yüzyılda Persler bu bölgeye hakim olmuşlardır. Pers Kralı Darius Kafkasya’ya yaptığı sefere giderken bu yöreden geçmiştir. MÖ VI.yüzyılda Makedonyalılar kısa bir süre buraya egemen olmuş, ardından Ermeni kralları Perslere bağlı olarak bu yöreyi yönetmişlerdir. MÖ.I.yüzyılda Pontus Krallığını ortadan kaldıran Romalılar, Kars ve Ardahan çevresinde 200 yıla yakın bir süre egemen olmuşlardır. Roma’nın Araxes eyaleti olan bu yöre, zaman zaman Partlarla el değiştirmiştir. Daha sonra onları Sasaniler izlemiş, Romanın ikiye ayrılmasından sonra da yöre Bizans’ın payına düşmüştür. Bizans imparatoru II.Iustinianus 575 yılında Begratlı soyundan Guaram’ı Ardanuç ve çevresine vali olarak tayin etmiştir. Ardanuç Kalesi de bu dönemde yapılmıştır. Emevi halifesi II.Mervan döneminde Araplar bu bölgeye kadar akınlarını sürdürmüşlerdir. Bu akınlar nedeni ile kalenin yapımı yarıda kalmış ve daha sonra, Begratlı kralı Aşut Bey (768-826) Bizanslılardan aldığı yardım ile çevredeki kalelerle birlikte Ardanuç kalesini de onarmıştır. Bunun ardından kalenin eteklerine de Aziz Paulos ve Aziz Petrus adına Aşut Kilisesini yaptırmıştır.
[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]
Bizanslılar bu yöre için Sasanilerle sürekli çekişmişlerdir. Ermeni kralları ise bazen Bizans’ın bazen de Sasanilerin yanında yer almıştır. VII.yüzyılda Anadolu’ya başlayan Arap akınları buraya kadar uzanmıştır. VIII.yüzyılda Ermeni kralları Abbasi halifelerini tanımak zorunda kalmışlardır. Bu dönemden itibaren Müslümanlar bu bölgeye yerleşmeye başlamıştır. Abbasilere bağlı olarak devlet kuran Türk kökenli Şeddadiler ve Sacoğulları buraya kadar zaman zaman uzanmışlardır. Bu yöre için de Ermeni kralları ile çekişmişlerdir.
[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]
XI.yüzyılın ortalarında Selçuklu akınları başlamıştır. Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Türkmen boyları bölgeye yerleşmiştir. Bu arada Kars, Ardahan ve Ani Gürcülerin eline geçmiş, 1239’da Moğol hücumları sırasında bölgedeki kentler yakılıp yıkılmıştır. Moğol egemenliği yörede 1356’ya kadar sürmüş, bunu Altınordu Devleti ve Karakoyunlu yönetimi izlemiştir. 1387’de Timur istilasına uğrayan yöre, ardından yeniden Karakoyunlu hakimiyetine girmiştir. Akkoyunlular ve Safeviler, Kars’la birlikte buraya da hakim olmuşlarsa da, Kanuni Sultan Süleyman tarafından 11534’te Osmanlı topraklarına katılmıştır.
[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]
Osmanlı döneminde Erzurum vilayetine bağlı Kars sancağı yönetimindeki Ardahan, XIX.yüzyıl boyunca sürekli Rus saldırılarına uğramıştır. Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra 1878 Berlin Antlaşması ile Ardahan Rus’lara verilmiş, 1918 Brest-Litovsk Antlaşması ile geri alınmıştır. I.Dünya Savaşı sırasında Gürcüler tarafından işgal edilmiş (1919), 23 Şubat 1921’de de kesin olarak Türkiye Cumhuriyetine katılmıştır.
[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]
Cumhuriyetin ilk yıllarında il merkezi olan Ardahan, 1926 yılında Kars iline bağlı bir ilçe konumuna dönüştürülmüş, 1992 yılında da yeniden il olmuştur.

Ardahan’daki tarihi eserler; XIX. yüzyılda, kaynaklara göre Çıldır Sancağı sınırları içinde 240 cami ve mescit, l medrese, l Rüşdiye, Türkler için 49, Hıristiyanlar için ise 13 ilkokul ve 15 kilise, ayrıca 5 hamam, 9 han ve 564 işyeri bulunmaktaydı. Ancak Çıldır ve çevresinde adı gecen 15 kiliseden 11’inin ayakta olmasına rağmen, 240 camiden hiç birinin yerini tespit etmek mümkün değildir. Bunların ortadan kalkmasının nedeni de 1828, 1855 ve 1877-1878 Osmanlı - Rus savaşları ile, 1915 - 1920 yılları arasında bölgede meydana gelen Ermeni saldırılarıdır. Posof ilçesinin 5 km. güneybatısındaki Söğütlükaya Köyü yakınında Kule kalıntısı, Çıldır Gölü, Akçakale Adasındaki arkeolojik kalıntılar, İl merkezindeki Mevlüt Efendi Camisi (1701), Arap (Yanık) Camisi, Müderris İbrahim Efendi Camisi
[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]
1711), Derviş Bey Camisi (1868), Ölçek Köyü Camisi (1895), Dedeşen Köyü Camisi (1786), Posof Merkez Camisi (1883), Gülbelen (Urta) Kilise-Camisi (XI.yüzyıl), Kayabeyi (Yerli Çayıs) Kilise Camisi (X.-XI.yüzyıl), Dedeşen Köyü’nde Şeyh Ahmet ve Şeyh Muhammet Türbesi, Kömür Baba Türbesi, Dedeşen Köyü Çeşmesi, Çıldır-Taşköprü Köyündeki Urartu Kralı II. Sarduri’ye ait Taşköprü, Posof Çayı Köprüsü (XIX.yüzyıl sonlarında Ruslar tarafından yaptırılmıştır), Gülyüzü (Pekreşen) Köyü Köprüsü (XIX.yüzyıl), Ardahan Kalesi, Kazan Kalesi, Altaş (Ur) Kalesi, Kinzi Kalesi, Kalecik Kalesi, Şeytan Kalesi, Kurt Kale, Sevimli Kale, Cak kalesi, Şavaşır Kalesi, Mere Kalesi, Kol Kale, Kırnav Kalesi, Ölçek Köyü Kalesi, Dedeşen Köyü Kale Kalıntısı, Karakale, Kışlahanak (Avcılar) Kalesi bulunmaktadır. Ayrıca Osmanlı-Rus Savaşları sırasında Ardahan’da savunma amaçlı tabyalar yapılmıştır. Bunların başında Emiroğlu, Singer, Kaz, Kaya, Ahali, Düz, Mihrap Tabyaları gelmektedir. Bu tabyalar, Batum, Ahıska, Ahılkelek, Kars, Oltu ve Erzurum yollarını kontrol altına almak amacı ile yapılmıştır. Bu tabyalar Ardahan Kalesi’nin güney, doğu ve kuzeyinde şehre, kaleye ve Kura düzlüğüne hakim konumdaydı. Bunların içerisinde en önemlisi Ramazan Tabyasıdır. Övündü (Vaşlop) Manastır Kilisesi, İl merkezinin
[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]
kuzeydoğusunda ve merkezde kilise mevkiinde iki ayrı şapel, Ölçek-Tulumba Mezrası Şapeli, Kazankale’nin güneyindeki Şapel, Akyaka (Koduzhara) Şapeli, Yalnızçam yaylasında iki ayrı Şapel, Sarme köprüsü yakınındaki Şapel, Çakıldere köyü yakınındaki Şapel, Uğurlutaş’ta (Dört Kilise) üç ayrı Şapel, Budaklı (Cicor) Şapeli, Kotanlı (Sikheref) Şapeli, Gülyüzü (Pekreşen) Şapeli, Şeytan Kalesi Şapeli, Kurtkale beldesinin güneyindeki Şapel, Kurtkale Şapeli, Börk Köyü Şapeli, Çak Kalesi yakınında iki ayrı Şapel, Çambeli Şapeli, Al Köyü Şapelleri yıkık durumdadır.
[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]




ÇILDIR

[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]

Doğu Anadolu Bölgesi’nde, Ardahan İli’ne bağlı bir ilçe olan Çıldır, kuzeyinde Posof, kuzeybatısında Hanak, batısında Ardahan, doğusunda Gürcistan, güneydoğusunda Ermenistan ve güneyinde Arpaçay ile çevrilidir. Kars ilinin kuzeyinde yer alan Çıldır, dağlık bir arazi yapısına sahiptir. Yüksekliği 3.000 m.yi aşan dağlarla engebelenmiştir. Kuzey kesiminde Allahuekber Dağı’nın uzantıları bulunmaktadır. Çıldır Gölü’nün batısında Kısır Dağı (3.197 m.) yer alır. Zaruşat Platosuna ve Çıldır Gölü’ne hakim olan bu kütle, Hacı Galo ve Zuzan Tepelerinden meydana gelmiştir. Çıldır Gölü’nün doğusunda, Ermenistan sınırına uzanan Akbaba Dağı (3.026 m.) bulunmaktadır. Kars Çayı havzası ile Kura Nehri havzası, Allahuekber Dağları ile birbirinden ayrılmaktadır. Zaruşat platosu ilçenin diğer düzlük alanıdır. Çıldır akarsu yönünden de oldukça zengin olup, Kura nehri, Çıldır Suyu, Cara Deresi ilçe topraklarını sulamaktadır. Ardahan ilinin en büyük gölü olan Çıldır Gölü ile Aktaş (Hazapin) Gölü ilçe sınırları içerisindedir. Çıldır Gölü üzerinde, Çıldır Hidro-Elektrik santrali kurulmuştur. İlçenin yüzölçümü 1.163 km2, toplam nüfusu 13.362’dir.

Çıldır’da iklim, Kışları çok sert ve soğuk, yazları ise ılık ve yağışlı geçen bir kara iklimine sahiptir. En soğuk ayın sıcaklık ortalaması –40 derecedir. En sıcak ayın sıcaklık ortalaması ise +25 derecedir.

İlçenin ekonomisi, tarım, hayvancılığa dayalıdır. İlçe toprakları tarıma elverişli değildir. Bununla beraber, arpa, buğday, fiğ, yulaf, yem bitkileri, patates, sebze ve elma, armut, ayva, erik, kiraz, vişne, zerdali, dut ve ceviz yetiştirilmektedir. Hayvancılıkta ise sığır ve koyun yetiştirilir. Mor Karaman ve Akkaraman yetiştirilen koyun cinsleridir. Sığır besiciliğinde ise Doğu Anadolu Kırmızısı ve Kalakan türleri çoğunluktadır. Buna dayalı süt, peynir üretilmektedir. Ayrıca arıcılık da yapılmakta olup, ilçeye bağlı bazı köylerde Kafkas ırkı arılarla dünyanın en leziz balı üretilmektedir.

[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]

Çıldır’ın Neolitik Çağa kadar inen eski bir tarihi bulunmaktadır. Neolitik Çağ kalıntıları, menhirler, dolmenler ve çanak çömlek parçaları bunu kanıtlamaktadır. M.Ö.2000 yıllarında Huriler ve Mitanni`ler Çoruh havzasına egemen olmuşlar ve bu durum Ardahan yöresine kadar uzanmıştır. Tuşpa (Van) Kalesi’ndeki büyük taşlara yazılan Urartu çivi yazılı tabletlerinden; Urartu Kralı II. Şarduri M.Ö. 753`te Çoruh boyundaki Kulkhi krallığını yenerek egemenliği altına aldığı öğrenilmektedir. II. Sardur’un oğlu Kral I. Rusa (753-713) zamanında, Kafkaslar ve Karadeniz’in kuzeyinden İskitler bu bölgeye gelmişlerdir. MÖ.560’ta Kimmer ve İskit saldırılarına uğrayan Urartuların egemenliğine Medler son vermiştir.

VII.yüzyılda Anadolu’ya başlayan Arap akınları buraya kadar uzanmıştır. VIII.yüzyılda Ermeni kralları Abbasi halifelerini tanımak zorunda kalmışlardır. Bu dönemden itibaren Müslümanlar bu bölgeye yerleşmeye başlamıştır. Abbasilere bağlı olarak devlet kuran Türk kökenli Şeddadiler ve Sacoğulları buraya kadar zaman zaman uzanmışlardır. Bu yöre için de Ermeni kralları ile çekişmişlerdir.

XI.yüzyılın ortalarında Selçuklu akınları başlamıştır. Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Türkmen boyları bölgeye yerleşmiştir. Bu arada Kars ve Ardahan yöresi Gürcülerin eline geçmiş, 1239’da Moğol hücumları sırasında bölgedeki kentler yakılıp yıkılmıştır. Moğol egemenliği yörede 1356’ya kadar sürmüş, bunu Altınordu Devleti ve Karakoyunlu yönetimi izlemiştir. 1387’de Timur istilasına uğrayan yöre, ardından yeniden Karakoyunlu hakimiyetine girmiştir. Akkoyunlular ve Safeviler, Kars’la birlikte buraya da hakim olmuşlarsa da, Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1535’te Osmanlı topraklarına katılmıştır.

XVI.yüzyılda Anadolu’nun kuzeydoğusunda Çıldır eyaleti ismi ile bir eyalet kurulmuştur. Eyaletin merkezi bazen Çıldır, bazen de Ahıska olmuştur. Çıldır eyaleti İran ile imzalanan 1590 tarihli İstanbul Antlaşması ile sınırlarını genişletmiştir. Serav Antlaşması (1618) ile de güney kesimi İran’a bırakılmıştır. 1828-1829 Osmanlı Rus Savaşı’nda Rus işgaline uğramış, ardından imzalanan Edirne Antlaşması (1829) ile Ahıska, Poti ve Anapa Ruslara bırakılmıştır. Böylece topraklarının büyük bir bölümünü kaybeden Çıldır eyaleti 1846’da merkezi Oltu olmak üzere Erzurum vilayetine bağlı bir sancak olmuştur. 1867 vilayet nizamnamesi ile Oltu, Livane (Artvin), Ardahan (Ardanuç) içerisine alan bir sancak konumuna getirilmiştir.

XIX.yüzyılda Şemseddin Sami’nin Kamusü’l Âlâm’ında Çıldır’dan Zurzuna olarak söz edilmektedir. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra yapılan Ayastefanos Antlaşması ile Çıldır, Ruslara bırakılmıştır. 1919’da Gürcü işgaline uğramış ve Moskova Antlaşması (25 Şubat 1921) ile Türkiye Cumhuriyetine bırakılmıştır. Kars iline bağlı bir ilçe olan Çıldır, Ardahan’ın 1992’de il olması ile, Ardahan’a bağlanmıştır.

Çıldır'daki Tarihi Eserler:

Şeytan Kalesi
Kurt Kalesi
Taş Köprü
Gülyüzü Köprüsü
Vaşlop Manastır Kilisesi
Yerli Çayıs Kilisesi
Urta (Gölbelen) Kilisesi

DAMAL

[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]

Doğu Anadolu Bölgesi’nde, Ardahan İli’ne bağlı bir ilçe olan Damal, kuzeyde Posof ilçesi, doğuda Gürcistan ve Çıldır ilçesi, güneyde ve batıda Hanak ilçesi ile çevrilidir. İlçe toprakları engebeli plato görünümünde olup, doğusunda Sivri Dağı ile Kel Dağı, batısında Ilgar Dağı yer almaktadır. Sivri Dağı eteklerinden çıkan Bağırsak Çayı, Araplar Mevkiinden çıkan Çukorasu Çayı, ilçe topraklarını sulayan Kura Nehri ile birleşmektedir .Bunların dışında bahar aylarında akan yaz sonlarında kuruyan Şülgür, Kınalı Kaya, İnce Dere dereleri vardır. Deniz seviyesinden 2.200 m. yükseklikteki ilçenin yüzölçümü 280 km2 olup, toplam nüfusu 8.516’dır.

İlçede, Yörede karasal iklim hüküm sürmekte olup, yağış ülke ortalamasının altındadır. Sıcaklık kış mevsiminde eksi 30-35 dereceye kadar düşer. Yazları serin, kışları ise soğuk ve yağışlıdır.

İlçenin ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. Yörede karasal iklim hüküm sürdüğünden sebze, meyve tarımı yapılamamaktadır. Yaylalarda sığır ve inek besiciliği yapılmakta olup, bunlardan süt ve peynir elde edilmektedir. Arıcılık halkın gelirine katkıda bulunmakta olup, Kafkas ırkı kovanlardan bal üretilmektedir. Kısıtlı olanaklarla derelerde alabalık üretilmektedir. Ayrıca ilçede yöreye özgü damal bebekleri'de ekonomisinde önemli yer tutmaktadır.

Yörenin tarih öncesi ile ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır. Malazgirt Savaşı’ndan (1071) önce yöreye Oğuz boyları yerleşmiştir. Alpaslan tarafından 1064’de Selçuklu topraklarına katılmıştır.

[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra yapılan Ayastefanos Antlaşması ile yöre, Ruslara bırakılmıştır. Rus ordusunun çekilmesinden sonra, İngiliz desteğindeki Ermeni ve Gürcü çeteleri yöreyi işgale başlamıştır. Bu işgale karşı, Ardahan’da Milli İslam Şura Yerel Direniş Hükümeti kurulup siyasi ve askeri mücadele yapılmış, 16.03.1921 tarihinde yapılan Moskova anlaşması ile Türkiye’nin Rusya ile sınırı çizilmiştir. Bugün bu sınır Türkiye ile Gürcistan arasındadır .Damalın kurtuluşu 3 mart 1921’de Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılmıştır.

Cumhuriyetin ilanından sonra Damal, nahiye olarak 21 köyle birlikte Kars’ın Posof İlçesine bağlanmıştır. Damal 1954-1958 tarihleri arasında Kars’tan ayrılarak Ardahan İlçesine bağlanmıştır. Hanak Nahiyesinin 1958 tarihinde İlçe statüsüne getirilmesi sonucu köyleriyle birlikte Hanak İlçesine bağlanmış, 1972 yılında belediye kurularak kasaba statüsüne dönüşmüştür. 1992 yılında Ardahan’ın il olması ile Damal da ilçe konumuna getirilmiştir.

İlçede günümüze gelebilen eserler arasında; Seyitören Köyü Kızlar Kalesi, Otağlı Köyü Gacibe Kalesi, Üçdere Köyünde yıkılmış durumda olan Karanlık Kale ve Çala Manastırı vardır. Konuksever Mahallesinde bulunan kilise ve Obrucak Köyü içerisinde bulunan anıt mezar bulunmaktadır.


GÖLE

[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]

Doğu Anadolu Bölgesi’nde, Ardahan İline bağlı ilçe olan Göle, güneyinde Kars ve Sarıkamış, batısında Ardanuç ilçesi, kuzeyinde Ardahan , doğusunda Susuz ilçesi ile çevrilidir. Göle, dağlık ve yüksek platolardan oluşan bir arazi üzerinde kurulmuştur. İlçenin kuzey kesimi Erzurum-Kars platosunun uzantısı olan volkanik Ardahan platosu üzerindedir. Güney kesimini de Allahuekber Dağları engebelendirmektedir. Bu alan üzerinde yer yer dağ kütleleri bulunmaktadır. Bunlardan Kabak Tepe (3.054 m.), Uğurlu Dağı (2.806 m.), Samayat Dağı (3.047 m.), Bağtepe (2.728 m.) en önemli yükseltileridir. Bu dağların yamaçları sarıçam ormanları ve çayırlarla kaplıdır.İlçe topraklarının ortasında bulunan Göle Ovası 2000 m. yüksekliğinde olup, 150 km2.lik bir alanı kaplar. Türkiye’nin en soğuk yörelerinden biri olan, tarıma elverişli olmayan bu ova, dağlardaki karlar eridiğinde bataklığa dönüşür. Ovanın doğusundaki su birikintileri Sarıgöller olarak isimlendirilmektedir. Allahuekber Dağlarından kaynaklanan Kura Irmağı’nın kolları bu alanları sulamaktadır. Deniz seviyesine olan yüksekliği 2.050 m. olan ilçenin yüzölçümü 1.420 km2 olup, toplam nüfusu 39.304’tür.

Kışları uzun, çok sert ve soğuk, yazları ise ılık ve yağışlı geçen karsal iklimine sahiptir.

İlçenin ekonomisi büyük ölçüde hayvancılık, arıcılık ve ticarete dayalıdır. Bununla birlikte düzlük yerlerde, arpa, buğday, çavdar ve yulaf yetiştirilmektedir. Hayvancılıkta büyük ve küçükbaş hayvan besiciliği yapılmaktadır.Arıcılık da ilçe ekonomisinde önemli yer tutmaktadır. Göle Tarım İşletmesinde sığır ırkının ıslah çalışmaları yapılmaktadır. Göle ırkı ismi ile tanınan iri yapılı, güçlü ve soğuğa dayanıklı sığır ırkı olan Doğu Anadolu Kırmızısı ismi ile bilinen sığır yetiştirilmektedir. Süt endüstri kurumuna bağlı süt toplama merkezlerinde kaşar, tereyağı, beyaz peynir, kaymak ve gravyer peyniri yapılmakta ve bunlar dış piyasaya satılmaktadır.

İlçenin eski çağ tarihi hakkında bilgiler yetersizdir. Eski ismi Merdinik olan Göle ve yöresi, Kanuni Sultan Süleyman zamanında, XVI.yüzyılda Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bu dönemde yeni baştan onarılmıştır. Göle, Küçük Ardahan sancağı ismi altında 1551’de Erzurum’a, 1579’da Kars eyaletine bağlanmıştır. 1830’da merkezi Dedeşen Köyü’nde olmak üzere Çıldır sancağıma, 1866’da nahiye olarak Ardahan kazasına bağlanmıştır.

XIX.-XX.yüzyılda birkaç kez Rus işgaline uğramış, Gürcü ve Ermenilerin işgali altında kalmıştır. 30 Eylül 1920’de general Kazım Karabekir kuvvetlerince bu işgalden kurtarılmıştır.Bundan sonra kaza merkezi olan Merdinik Köyü ilçe merkezi konumuna getirilmiştir. Cumhuriyet döneminde Kars’a bağlı olan Göle, Ardahan’ın 1992’de il olmasından sonra, Ardahan’a bağlı bir ilçe konumuna getirilmiştir.

Göle İlçesindeki Tarihi Eserler:

Dedeşen Köyü Camisi
Şeyh Ahmet ve Şeyh Muhammed Türbesi
Kömür Baba Türbesi
Kalecik Kalesi
Okçuoğlu Yaylası

HANAK

[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]

Doğu Anadolu Bölgesi’nde, Ardahan İli’ne bağlı bir ilçe olan Hanak, kuzeyinde Damal ve Posof, güneyde Ardahan, doğuda Çıldır, batıda Şavşat ilçesi ile çevrilidir.İlin kuzey kesiminde yer alan Hanak’ın doğal yapısı, dağlar ve engebeli düzlüklerden oluşmuştur. Batısında Cin Dağı , Doğusunda Yelatan Dağı yer alır. Yalnızçam Dağları ve Kel Dağı belli başlı yükseltileridir. Bu dağların yüksek kesimleri zengin otlaklarla kaplı geniş platolar halindedir. Kel Dağı ve Yalnızçam dağlarından kaynaklanan, Kura Nehri’ne katılan Aydere ve Cin Dağlarından çıkan, Kura Nehri’nin bir kolu ve ilçenin en önemli akarsuyu olan Hanak Çayı ilçe topraklarını sulamaktadır. Deniz seviyesinden yüksekliği 1.820 m. yükseklikteki ilçenin yüzölçümü 547 km2, toplam nüfusu ise 15.817’dir.

İlçede Karasal iklim sürmekte olup, kışları çok sert ve soğuk, yazları ise ılık ve yağışlı geçer. En soğuk ayın sıcaklık ortalaması –35 , en sıcak ayın ortalaması ise +25 derecedir.

İlçenin ekonomisi, tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler, buğday, arpa, fiğ, korunga, çavdar, patatestir. İlçede mera, otlak ve yaylaların çokluğu nedeni ile halkın %80’i hayvancılıkla uğraşmakta olup, büyükbaş hayvanlardan yerli ırk olan Doğu Anadolu Kırmızısı ırkı ve Montofon ırkı inek yetiştirilmektedir. Küçükbaş hayvan çok az sayıda beslenmekte olup, kümes hayvanı yetiştirilmektedir. Arıcılık da yapılmakta olup, hayvancılığa dayalı olarak et, süt, süt ürünleri, deri, yumurta, bal ve bal mumu üretilmektedir.

Yörenin İlk Çağlara ait tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte; ilk yerleşimin Urartular zamanında başladığı yazılı kaynaklardan öğrenilmektedir. Kırmalar mevkiindeki bir kaya yazıtındaki bilgilere göre, Urartular dönemindeki ilk ismi Tariu’dur.

[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]

Hanak, 1064 yılında Alparslan’ın Doğu Anadolu seferi sırasında Selçuklu İmparatorluğu’na katılmıştır. 1115 yılında Kıpçak ve Gürcülerin işgaline uğramıştır. 1406 yılında Karakoyunlular’ın, 1467 yılında da Akkoyunlular’ın egemenliğine, 1502 yılında Safavilerin eline geçmiş, 1578’de Osmanlı İmparatorluğu’na katılmıştır. 1828, 1855 yıllarında 2 kez Rus işgaline uğramış, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Kars, Ardahan ve Batum’un Rusya’ya bırakılması sonucunda Hanak’da Rusya’nın eline geçmiştir. Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra, Mart 1919’da Gürcülerin istilâsına uğramıştır. 3 Aralık 1920’de imzalanan Gümrü Antlaşması ile Gürcistan’dan alınmış, l Mart 1921’de Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılmıştır. Bundan sonra Posof ilçesine bağlı bir bucak olmuş, 1958’de de Kars’a bağlı ilçe konumuna getirilmiştir. Ardahan’ın 1992 yılında il olmasından sonra, Ardahan’a bağlı bir ilçe olmuştur.

Meşe Ardahan adıyla da bilinen Hanak, Posof ilçesine bağlı bir bucak iken, 1958 yılında Kars iline bağlı bir ilçe olmuş, 1992 yılında Ardahan’ın il olmasından sonra Ardahan’a bağlı bir ilçe haline gelmiştir.

Hanak’da günümüze gelebilen tarihi eserler arasında;

Karakale Ören yeri, Karakale, Kalecik, Kızkalesi (Morev), Harosman Mağaralarındaki çivi yazıları, Ortakent (Büyüknakala) Mağaraları, Kışlahanak (Avcılar) Kalesi, Çayağzı (Gırnav) Kalesi, Sevimli (Vel) Kalesi bulunmaktadır.


POSOF

[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir.]

Doğu Anadolu Bölgesi’nin kuzeyinde yer alan Ardahan İli’ne bağlı bir ilçe olan Posof, batıda Gürcistan Cumhuriyeti’ne bağlı Acara Özerk Cumhuriyeti, güney batıdan Artvin ili Şavşat İlçesi, güney doğudan Ardahan ili Damal İlçesi, doğu ve kuzeyden Gürcistan’la çevrilidir. Ilgar Dağının (2.918 m.) kuzeyindeki engebeli bir arazi üzerine kurulu olan Posof’un etrafı yer yer yükseklikleri 3.000 m. aşan yüksek dağlarla çevrili olup, orta kesimleri bu dağlardan inen akarsular tarafından derin vadilerle parçalanmıştır. İlçeyi Yalnızçam Dağları engebelendirir. Doğu Karadeniz sıradağlarının iç sıralarını oluşturan Yalnızçam Dağlarına bağlı Göze Dağı ilçe sınırları içerisinde 3.167 m.ye ulaşır. Bu dağların yüksek kesimlerinde yaylalar bulunmaktadır. Kol Köyü sınırlarından doğan Posof Çayı ilçe topraklarını ikiye bölerek, Gürcistan ve oradan da Hazar Denizi’ne akmaktadır. Posof Çayı’nın vadi tabanı bir çöküntü alanıdır.Deniz seviyesinden yüksekliği 1.583 m. olan ilçenin yüzölçümü 606 km2 olup, toplam nüfusu 13.199’dur.

İlçenin iklimi karasal iklim olmasına rağmen, Karadeniz ve Hazar Denizi’nden gelen sıcak havanın ve rakımın 1580 m civarında olmasının etkisiyle ilçenin iklimi biraz daha ılık geçmektedir. İlkbahar ve sonbaharda bol yağmur yağar.Yıllık ortalama sıcaklığın 6.8 santigrat derece olduğu ilçede yazın dağlardan esen rüzgarlar nedeniyle yazları bir ilkbahar serinliğindedir.

İlçe ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Yetiştirilen başlıca ürünler, buğday, arpa, patates ve elmadır. Az miktarda da fasulye ile armut yetiştirilmektedir. Hayvancılıkta büyük ve küçükbaş hayvan besiciliğinin yanı sıra arıcılık da yapılmaktadır. Ayrıca kümes hayvanı yetiştirilmektedir.

İlçenin tarih öncesi ile ilgili bilgiler yetersizdir. Tarihte ilk kez ismi MÖ.680 yıllarında İskitlerin Urartulardan bu bölgeyi alarak 500 yıl egemen olmaları ile geçmiştir. MÖ.150-MS.430 yıllarında Horasan’dan gelen Arsaklar bu bölgeye yerleşmişlerdir. Daha sonra onları Peçenek ve Oğuz boyları izlemiştir. Posof, bir süre Sasanilerin egemenliğinde kalmış, daha sonra Doğu Romalılar (Bizans), Gürcü kökenli Bagratlılar, Abbasiler yöreye hakim olmuşlardır. Selçuklu Sultanı Alpaslan’ın 1064’te Ani’yi ele geçirmesinden sonra Danişmendli Ahmet komutasındaki Selçuklu ordusu Şavşat üzerinden Posof, Kol Köyü yakınlarında Kol Kalesini kuşatarak, kaleyi ele geçirmiş ve yörede Selçuklu egemenliğini başlatmıştır. Ancak, Selçuklular Posof yöresinde uzun süre tutunamamış ve bölge İlhanlıların egemenliğine geçmiştir. İlhanlı döneminde Ortadoks Kıpçaklar yarı bağımsız olarak yöreye hakim olmuşlardır. Osmanlı-İran (1578) Savaşı sırasında Ahıska Atabeyi Manuçahr Bey Çıldır’a giderek Osmanlı komutanı Lala Mustafa Paşa’ya bağlılığını bildirmiş ve Müslümanlığı kabul etmiştir. Bundan sonra Lala Mustafa Paşa’nın emri ile Ardahan Sancak Beyi Abdurahman Bey, Ulgar Dağı’nı aşarak, yöreye inmiş, 1578 yılında Ahıska ve Posof ve çevresini Osmanlı topraklarına katmıştır.

Osmanlı döneminde Çıldır Eyaleti’nin kurulması üzerine, Posof da sancak beyliği konumuna getirilmiştir. Osmanlı-Rus Savaşı (1828) sonunda bölge, Rusların hakimiyeti altına girmiştir. Bundan sonra birkaç kez Osmanlılarla Ruslar arasında el değiştiren Posof Osmanlı-Rus Savaşlar’ı (1878) sonucunda yeniden Rus hakimiyetine girmiştir. Bu durum 1917 Rus İhtilali’ne kadar devam etmiş ve Rusların çekilmesinden sonra Brest-Litovsk Antlaşması ile yeniden Osmanlı topraklarına dahil olmuştur. Bu kez, Gürcüler Posof’u işgal etmiş ve köyler yakılıp, yağmalanmıştır. Bunu içlerine sindiremeyen Posoflular milis birlikleri kurarak Gürcülerle savaşmışlardır. Cumhuriyetin ilanı ile birlikte, TBMM Hükümeti Gürcü Hükümeti’ne sert bir nota vererek 24 saat içerisinde Gürcü birliklerinin bölgeden çekilmemesi halinde bölgenin milli kuvvetlerce işgal edileceğini bildirmiştir. Bunun üzerine Gürcüler hemen bölgeyi boşaltmışlar ve 2 Mart 1921’de Halit Paşa komutasındaki Türk birlikleri Posof’a girmiş ve Posof işgalden kurtarılmıştır. 2 Mart 1923’te Kars’a bağlı ilçe merkezi konumuna getirilmiştir. Ardahan’ın 1992’de il oluşu ile, Ardahan’a bağlanmıştır.

Posof İlçesindeki Tarihi Eserler:

Savaşır Kalesi
Cak Kalesi
Posof Merkez Camisi
Posof Çayı Üzerindeki Rus Köprüsü

 
  Bugün 7 ziyaretçi (16 klik) kişi burdaydı! Copyright www.ardahaninsesi.net (2006-2009) Tüm HaklarI SaklıdIr.(burak@yalinses.com)  
 

Get your own Chat Box! Go Large!
burak@yalinses.com
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol